Cuma, Şubat 09, 2007

MİNİ SMILEY



Koca adam oldu mini Haluk. Bir kaç adım atmaya başladı. 2 gün sonra doğumgünü :) 1 yaşında olacak. Elini hızlı hızlı sallayarak byee byeee yapıyor, kapı gıcırtısına oynayıp, her müziğe alkışla tempo tutuyor, bir avcu açık öbür elinin işaret parmağını açık avcuna vurarak biirr biirrr yapıyor. Zekiye teyzesi öğretti bu biirr biirri (Seni annene biirr biiirr anlatıcam diyerek:). Bir de bir iki adım atıyor kollar havada yüz ifadesi şaşkınlıkla gülmek arasında. Maalesef bu anları yakalayamadık henüz, çeker çekmez koyarım buraya. Şimdilik önceki fotolara bakınız.
Şu anda en sevdiği oyun kovalamaca. Emeklerken ben "şimdi seni yakalıycam" diyip arkasından gidiyorum, son hız çığlıklar atarak, gülerek bir kaçışı var ki seyretmeye doyulmaz. Hele ben durunca o da durup gülerek e hadii der gibi bir bakıyor ki...

Perşembe, Kasım 09, 2006

Tembel teneke adlı anne kişi bir blog yazısına daha aylar sonra başlamıştır. Ama bu soğuk kış günlerinde mayolu (bezli) sıcacık resimler iyi gelecek. Şu güzelliğe bakın yaaaaaauuu..





Tabi bu resimde daha 5 aylık (şu anda 9 ay bitti 10. aya girdi). Denizde hiç korkmadı, ağlamadı ayaklarını çipidi çipidi çırptı, pek sevdi yani sakin guzum benim.



Abisiyle muhteşem bir ilişkileri var. Metehan'ı gördüğünde gözlerinden ışık çıkıyor, kahkahalar, tepinmeler falan süper.. Ama fotoğraf makinasına "o ne öyle be" şeklinde baktığı için o güzel halini pek az yakalayabiliyoruz :)


Dişlerini de abisi gibi erkenden çıkardı goydu.. Daha 4 aylıkken ilk diş patladı şu anda tam 6 dişi var ve çok yakında 8 olacak. Diş buğdayı da yaptık İstanbul'dayken. Annem pişirdi mis gibi bir dirgit, Haluk'un önüne klima kumandası (mühendis), bıçak (cerrah), kalem (öğretim görevlisi) ve mikroskop bişeyi (bilim adamı) koyduk. En alengirli cisim olan kumandaya yöneldi. Metehan genetik mühendisi olsun diye göbek bağı Duyguşumuz sayesinde ODTÜ genetik mühendisliği bahçesine törenle gömülmüştü :) Haluk da abisinin yolundan gidecek demek ki. Gerçi biz Haluk'la doktor olmaları için beyin yıkama yapıcaz, biri kadın doğumcu biri çocuk doktoru oldu muydu sırtları yere gelmez:)

Foto 1: Ne koydu bunlar buraya yav?











Foto 2: Atmayın onları, gafa bu gafa! Dur şunu alıp atayım bakalım ne olacak?




Emeklemeye de başladı ama emeklemeyi sevmiyor, tutunup kalkıyor, ayakta olmak daha çok hoşuna gidiyor. Yürüteçle rüzgar gibi esiyor :)) Heryeri karıştırma ve her bulduğunu çiğneme döneminde şu an. Tehlikeli zamandayız yani. Gözümüz üstündeyken bile neler beceriyor. Mesela dün akşam tezgah altındaki turşu kavanozunu devirip kırdı ve anında koca cam parçasına atlarken havada uçup kaptım Haluk'u. Ömrümden ömür gitti ama bir şey olmadı Allahtan.


Şimdilik bu kadar, canım kocacığımın 4 m2'lik ofisinde kaybedip de bulamadığı fotoğraf makinasının şarjı bulunursa yeni fotolarla karşınızda olacağız efendim. Hepinizi öperiz.







Perşembe, Temmuz 20, 2006

HALUK'un ismi neden HALUK

Baba oğul aynı isimde olunca tanıdıklarımızın %90'ında merak, %95'inde yanlış yaptığımıza bizi ikna etmek için canla başla çalışma ve %100'ünde farklı bir isim koyma çabası görüldü. Bu kişilerin % 98'i bir süre sonra bu çabalarından vazgeçtiyse de, katır inadı tabir ettiğimiz huya sahip olan %2'lik bir kesim halen ısrar etmekte. Şimdi söylüyorum, çocuk bizim, isim koyma yetkisi bizim, ister Kımılcan koyarız ister Hacivat size neeee, yeter yau. Haluk'un ismi Haluk'tur. Mesela Haluk Can değildir ya da Haluk Demir değildir veya Haluk Efendi değildir. Haluk, ismi Haluk, sadece Haluk.
Pekiii Sn. Ünver, niçin Haluk? Efendim biz vakti zamanında ben Metehan'a hamileyken de bebeğin ismini Haluk koyalım diye düşünmüş idik. 2. çocuğumuz kız olursa o da Melike olur dedik. (Bir nevi Ferhan'lar ve Derya'lar Adana şubesi tadı) Ama sonra karı-kocadan biri (ula ya ikinci kız olmaz da benim adım konmazsa diye düşünen terbiyesiz) bu fikirden vazgeçmiştir. Daha sonra Metehan isminde karar kılınmıştır. (Ki demin bahsi geçen terbiyesizin tek isteği hanlı canlı isim olmamasıdır!)
İkinci bebeğimizin de erkek olduğu belli olunca Haluk'un "Batuhan" ısrarlarına şiddetle karşı çıkılmış (hem de kafiyeli oyoyoyoy) ama başka hiç bir isim de kabul ettirilememiştir. İşte o an demin bahsi geçen terbiyesizin kafasının üstünde bir ampul yanmıştır. (Metehan lampul derdi küçükken, lamba-ampul kombinasyonu:)) Canım kocacımın ismi olsun o zaman Haluk olsun! İkimizi de mutlu eden bu isme bizden başka mutlu olan çıkmamıştır.
Evet dezavantajları var, baba Haluk oğul Haluk, çeşitli sıkıntılar yaşanabilir biliyoruz. Ayrıca yanımızda çalışanlardan hiçbiri Haluk'a ismiyle hitap edemiyor Haluk Bey'e saygısızlık hissine kapıldıkları için :)
Ama biz böyle mutluyuz, biz M2H2 yiz.

SMILEY


Nohut oğlanım, cünyor Haluğum şu anda ayağımda sallanmakta..Bir yandan da hieeeeööööhıniiii diye az önce yemesi için ısrar ettiğim sebze püresinin şikayetini sürdürmekte. Gerçi ne demeye şikayet ediyor bilmiyorum zira yemedi sıparotti. Bu da bi denişik, hani bebekler kaşığa ve ek gıdalara hemen alışmazlar da bir süre zorlanılır sonra kolaylaşır ya, bu güççük gıdi gıdi ilk zamanlarda şapır şupur yedi meyve püresini ve yoğurdunu. Kaşığa falan hemen alıştı. Ne zaman ki sebze püresi, çorbası başladı işte ondan sonra yemek saatleri işkence oldu. İlk açlıkla bi kaç kaşık hüpletip sonra hııınııııı şeklinde şikayet başlıyor. Offf neyse bunlar da geçer, çabuk alışır inşallah.
Onun dışında uzanıp bir şeyleri kavrama başladı 3-4 hafta önce. Üstelik ilk olarak da Metehan'ı tutmaya çalıştı. Çok güzel bir görüntüydü. Zaten Metehan'a ayrı bir ilgisi var. Ya onun çocuk olduğunu, kendine yakın olduğunu hissediyor ya da (daha büyük ihtimalle) Metehan reklam, çizgifilm görüntüsü gibi sürekli hareket halinde ve değişik sesler çıkarmakta olduğu için ilgi onda yoğunlaşıyor :)))

Çok gülen bir bebek, Allah neşesini bozmasın. Hele sabahları uyanınca beni ilk gördüğündeki görüntüsü anlatılacak gibi değil, dadından yinmez. Bir de o kokusu yok mu, her gün yıkıyoruz ama en çok yıkanmadan önceki o terlemiş ensesinin kokusu içime çekmeye doyamıyorum. İyi ki doğurmuşum :))))


Perşembe, Haziran 22, 2006

NELER YİYORUM NELER :)



4 ay doldu, 5. aya girdik :)) Tabi yeni yeni şeyler de yiyor artık. Meyve püreleri, çorba, elcağızımla mayaladığım yoğutlar :)) Hem de nazar değmesin iştahla yiyor. Kaşığa da kolay alıştı. Maşallah maşallah :)
Güleryüzlü, neşeli kuzum oyunlardan anlıyor, fış fış kayıkçıda gülmekten bayılıyor. Sesli kahkalar da atıyor. Destekle oturuyor, sağa sola tam dönüşler yapıyor.
Geçenlerde ablam geldi, Haluk'u severken "Antidepresan bu antidepresan" dedi. Hakikaten de bi sarılıyosun sıkı sıkı ne gam kalıyor ne kasavet, bi de gülüveriyor kocaman işte o an nirvanaya ulaştığın andır :))
Kafası terliyor, saçı da acayip uzadı diye, Haluk kestirelim dedi. Ben de iyi ama çok kısa olmasın dedim. Tamam dedi götürdü. Bi geldi ki keltoş olmuş. Önce çok üzüldüm. Ama şimdi eskisinden daha güzel görünüyor gözüme. Maviş boncuk gözler, ay parçası yüz çıktı ortaya. Bi de siz bakın bakalım keltoş oğluma.

Perşembe, Mayıs 11, 2006

AŞIIĞIIMMMMM




Yav bu çok tatlı oldu ya, yani öyle böyle değil.. Evden çıktığım zamanlar fena halde özlüyorum. Bi bebek bu kadar mı güleç olur, bu kadar mı sevimlilik yapar daha 3 aylıkken.. Hastası ediyor insanı. Bir süre bıraktığımız zaman kendi kendine duruyor öyle ses etmeden. Sonra kucağa alınınca nasıl sevinç gösterileri yapıyor, nasıl gülüyor anlatamam. Oyyy çok fena seviyom beeaaa.

Cuma, Nisan 07, 2006

DOĞUM HİKAYESİ







10 Şubat 2006 sabahı kalktık. Hazırlanıp hastaneye gittik. Doktor bizi "Oooo ekabir hastam gelmiş" diye karşıladı. Biraz gecikmişiz de:)
Haluk'u bebeği verecekleri kapının önüne gönderdiler. Ailemizin doğum kameramanı anneciğim ile ben de ameliyathanenin önünde sedye üstünde beklemeye başladık. Bekleme kısmı uzadıkça uzadı. Ben oradaki dahili telefondan Haluk'un bulunduğu yere ulaşmaya çalıştım çünkü Haluk artık çıkarlar herhalde diye düşünürken ben daha ameliyathaneye girmemiştim bile. Ama Haluk'a ulaşamadım. Böylece ben bir kez, o ise dokuz kez doğurmuş oldu ahı ahı..
Neyse efendim sonunda girdik içeri. Şu epidural anestezi hakikaten de çok ilginç bir deneyimmiş. Bana acı duyulmuyor ama herşey hissediliyor denmişti. Neyse ayrıntıya girmeyeyim. Başladıktan kısa bir süre sonra şak elektrikler kesildi. Komikçi doktorum Doç. Dr. Süleyman Cansun Demir (reklamını yapacağıma söz verdim de :) "Hay Allah şimdi ne zaman gelir kimbilir!" şeklinde beni korkutmaya çalıştı. Tabi hemen jeneratör devreye girdi. Oğluşum doğarken de "Geliyoor, geliyoor aaaa kızmıışş" dedi ya:))
Kilosu: 3.950
Boy: 51 cm
Göz: Koyu mavi
Kapı gibi Haluk aşkımdan bir tane daha olacak ne güzel :))
Gece odamızda annemle kaldık. Sabaha kadar ağlama moduna hazırlamışken kendimi, karnı doyduktan sonra 4 saat kesintisiz uyumasına inanamadım. Halen daha gaz ve acıkma durumu dışında gülücükler atarak duruyor, ağlamıyor. Allah'ım başka sıkıntı vermesin.
Yeni doğmuş resimleri için bakınız Şubat ayındaki yazı. (Yahu şu link eklemedir, kişiselleştirmedir bi türlü yapamadım gitti. İngilizce bilmekle olmuyor html de bilmek lazım, hayırsever yok mu bi el atsın şu bloğa :P)

40 ÇIKTIIII






Kırkımız çıktı. Anneannesi pekmez, yumurta, süt, tuz karışımını oğluma sürdü. Teri kokmayacak, teni de soyulmuş yımırta gibi pürüzsüz, pekmez gibi tatlı olacak :)))
Banyoyu çok seviyor abisine çekmiş. Bi hoşuna gidiyor ki sular dökülürken..
banyodan sonra kot salopetini giydi, adam gibi oldu oğlum.

Pazar, Mart 12, 2006

NAZAR DEĞDİ GAZMAN OLDUM

Aman ne güzel uyuyo, ne uzun osturuyo, ne içten geğiriyo diye diye nazar değdirdik..Küçük adamımız oldu bir gazman. Bu aralar az biraz sıkıntıdayız ama olsun artık o kadar. Metehan'la arasında baya zaman olunca unutmuşuz bebekler ne çabuk büyüyolar..Herşey küçük geliyo yaa. Mesela patikli tulum almak hiç mantıklı değilmiş. Doğuracaklara duyurulur :)

Tikkat tikkat alttaki satırları tütütütü maaşallah diyerek okuyunuz :P
İlk günden itibaren kucakta tutarken kafasını dik tutabiliyor.
Gece efendi efendi uyuyor, acıkınca uyanıp, doyunca yine uyuyor.
Kilosu, boyu üst sınırda seyrediyor.

Allah sağlığını, huzurunu hiç bozmasın, sağlıklı, mutlu, uzuuun ömürler versin.Amin.

KOMİKÇİ FOTOLARDAN BİR DEMET

Günler çabuk geçiyor..Bugün itibariyle tam 30 günlük oldum. Pazara da rastlayınca esaslı bir gezme yaptık. Önce çocuk parkı sonra uçurtma uçurma sonra da mangal tabiy ki (Adanalıyız ya). Tabi bütün bu aktivitelerden abim yararlandı, ben de fosur fosur uyudum. Neyse annem onca güzel pozum varken en antin kuntin hallerimi çekiyo. Bunlar en şaşkın olanlar. Yoksa normalde süper yakışıklıyım yani :)